News of Berlin Refugee Movement – from inside

Abolish Residenzpflicht! Abolish ‚Lagers‘! Stop Deportations! Right to Work and Study!


1 Comment

MÜLTECİLERE KARŞI SAVAŞ/ The War Against Refugees

Turgay Ulu Statement

Turgay Ulu – Illustration: Benjamin Bertram

Hypocritical policies have been made over the image of the Kurdish child – -photographed like lying on the beach. He died trying to escape the war and massacre in Kobane. The governments, who caused people to flee the countries where they had lived, have started a competition over how humanist they are by crying over him. Germany, the leader of the EU countries, was on the front line as the leading actor of this “humanitarian theatre.”

Continue reading


Leave a comment

The Refugee Conference

Our three days long refugee conference came to an end. The most important aspect of this conference was that from beginning to end, all its planning and organization were all under the initiative of refugees. Compared to our previous conference, the number of refugees in the total number of participants was significantly higher. However the number of participants of the conference in general was lower than what we expected. Many speakers also asked “why the participation to the conference is low”.

Already one of the aims of our conference was our movement to pull itself together, breathe and gain dynamism again. In fact the low attendance to the conference is not a thing that cannot be understood. The state wants to suppress our movement. Yet they could not manage to completely liquidate our movement however by dividing our power, they made it a bit disorganized.

Continue reading


Leave a comment

HENKEL POLİTİKASI İLE HERMANN POLİTİKASI ARASINDA NE FARK VAR

HENKEL POLİTİKASI İLE HERMANN POLİTİKASI ARASINDA NE FARK VAR
Henkel, CDU partisinden ve işçişleri bakanıdır. Hermann da Yeşil Parti’den Kreuzberg belediye başkanıdır. Biz de sokaklarda mücadele yürüten mülteci grevcileriyiz. Biz direnişçiler olarak bu iki siyasetin arasındaki farkı bir türlü anlayamadık. Bu farkı anlaşılmaz kılan Yeşil Partinin izlediği siyaset tarzıdır. Zira CDU siyaseti aslında başından beri aynı şeyi söyledi ve aynı şeyi yaptı. Bu anlamıyla Henkel politikasında anlaşılmayacak bir yan yok, direk mülteci hareketi karşıtı bir pozisyonda bulunuyor.
Hermann ya da Yeşil Parti ise bize tam bir bukelemun gibi görünüyor. Araziye göre, duruma göre renk değiştiriyor, kılıktan kılığa bürünüyor.
Teorik olarak Yeşil Parti, mülteci hareketinin taleplerini kendilerinin de savunduklarını söylüyorlar. Eyalet dışına çıkma yasağı, sınırdışı politaları ve mülteci kampı sisitemine karşı olduklarını söylüyorlar. Ancak iş pratiğe geldiğinde bir anda renk değişiveriyor.
“Mülteci kamplarının kapatılmasını savunuyoruz” diğen Yeşil Parti, şu anda Ohlauer okulunu polis zoruyla boşaltıp ardından bu okulu mülteci kampı haline getirmek isityor. Politik mülteci merkezi için olmayan para, mülteci kampı için hemen var oluyor. Okul boş iken bekçilere para ödenmeye devam edecek ancak mülteciler içinde iken aynı bekçilere ödenecek para bulunamıyor. Onyıllardır boş duran okul binasının elektrik ve suyu çalışır durumdadır. Ancak içinde insan yaşanınca elektrik ve su sorun olmaya başlıyor.
Bakın Monika Hermann, Taz gazetesine birkaç gün önce verdiği röportajda ne diyor. “Eğer Cuma gününe kadar (bugün çoktan doldu) mülteciler kenrdi istekleri ile okulu terketmezlerse polisi çağıracağız”. Kendisiyle röportaj yapan gazeteci soruyor; “peki Oranienplatz ve Ohlauer okulundan atılan bu mülteciler ne yapacak? Hermann cevap veriyor: “İtalya’dan gelmiş olanlar geri gitsin, mülteci kamplarını terkedenler kayıtlı bulundukları mülteci kamplarına geri dönsünler”. Şimdi biz soruyoruz, bu Hermann argümanı ile Henkel argümanı arasında ne fark var? İkisi de aynı şeyi söylüyor.
Monika Hermann, Oranienplatz’ın polis operasyonu ile yıkıldığı gün Dilek Kolat ile birlikte gelmişlerdi. Zorla yıkım sonrasında belediye ve senato “barışçıl çözüm” diye bu yıkım operasyonunu övdüler. Oranienplatz farelerden ve insanlardan “temizlenmiş” bunun yerine buraya yeşillikler ekilmişti.
Oranienplatz’ın yıkımına katılan bir kısım mültecileri Yeşil Parti kendi çalışmalarında kapak fotoğrafı olarak kullanıyordu. Fakat bu sahte hümanizm maskeli balo uzun sürmedi. Şu anda Oranienpaltz’dan ve Ohlauer okulundan daha önce çıkartılan ve başka yerlere, sahte vaatlerle yerleştirilen mültecilerin hepsi sokağa atıldı.
Yeşil Parti, mültecilerin sokaklarda çadırlarda yaşamasını hümaniter bulmuyordu. Devrimci mültecileri de hümaniter olmamakla suçluyorlardı. Bunları söyleyenler şimdi tüm mültecileri sokağa attılar ve daha önce çadırları olan mültecilerin artık çadırları da yok.
Sonuç olarak Yeşil Parti siyaseti mülteci hareketine diğer partilerden daha fazla zarar verdi. Hareketin içerden bölünerek zayıflamasını sağladılar. Mültecileri değişik yerlere dağıttılar. Şimdi mültecilere İtalya’ya gidin, mülteci kamplarına geri dönün diyorlar.
Yeşil Partinin içinde bulunan kimi Türkiye kökenli hanımlar ve beyler, onların parlementolarını işgal ettiğimiz zaman bize; “sıkıysa bu eylemleri Türkiye gibi ülkelerde yapın” diyorlardı. Bizim Türkiye gibi ülkelerde yaptığımız eylemleri algılayabilecek durumda olsanız ağzınız açık kalır diye cevap vermiştik onlara, kendi kürsülerinden. Bu hanımlar ve beyler, Afrikalı mültecilerin kriminal işler yaptıklarını, kadınları rahatsız ettiklerini söylüyorlardı. Şu anda Türkiye’de Suriye’den gelen mültecilere aynı argümanlar kullanılıyor. Suriye’den Türkiye’ye kaçan mültecilerin hırsız olduğu, kadınları rahatsız ettikleri, devletten bedava para aldıkları vb. Gibi söylemler devam ediyor. Almanya’da mültecilere karşı kullanılan söylemlerin kopyası gibi bunlar.
Ultimatom süresi dolduğu halde Ohlauer okuluna henüz bir polis operasyonu olmadı. Son olarak okula milletvekillerinin girmesi yasaklandı. Ohlauer okulunun etrafında yeşil bir demokrasi uçuşuyor. Ama bu yeşil çevre yeşili değil askeri bir yeşil. Renkler birbirine karıştırılmasın.
Yeşil Parti’den isteğimiz daha tutarlı olmalarıdır. Bir yandan silah ticaretinin altına imza atıp öbür yandan mülteciler hoşgeldi demeyin. Bir yandan, “mülteci kampları, sınırdışına çıkma yasağı, sınırdışı politikaları kaldırılsın” derken; diğer yandan “mülteciler İtalya’ya, kamplara geri dönsün demeyin. Birbirine karşıt şeyleri söylediğinizde sizi anlamak zor oluyor.
Mülteci meselesini en çok pragmatist bir biçimde kullanan Yeşil Parti, direnişimize destek veren öğrenci hareketini ya da evsizler hareketini pragmatizmle eleştiriyor. Daha sonra da sokağa attıları mültecileri, pragmatizmle eleştirdiği destekçilerimizin evlerine almasını öneriyor. Mülteci sorununu, yaratıcıları olan devletlerin çözmesi gerekir. Bizi destekleyenler zaten ellerinden geleni yapıyorlar. Yeşil Parti, devletten ve parlementodan bir çözümü zorlaması gerekirken bizi destekleyenlerin özel evlerini bize açarak bir çözüm bulmasını bekliyor. İşgal yerlerini ise polis zoruyla boşaltmak istiyor. Neresinden bakarsan çelişkiyle dolu.
Yeşil balonlar uçurarak, Oranienplatz’a ot ekerek humanist olunmaz. Sizin rolünüz şu anda onayladığınız bu sömürü rejiminin yırtıklarını yeşil renklerle yamamaktır. Bari kendinize solcu, sosyal demokrat gibi sıfatlar yapıştırarak anlaşılmanızı zorlaştırmayın.
Yeşil kuşatma da sokak direnişimizi bitiremeyecek. Direnişimiz değişik plan ve programları ile yoluna devam ediyor.
Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz
03.11.2014
Turgay Ulu
Berlin


1 Comment

BERLİN’DE 200 MÜLTECİ SOKAĞA ATILDI – 200 Flüchtlinge in Berlin auf die Straße gesetzt

– auf deutsch weiter unten –
– in english further below –

BERLİN’DE 200 MÜLTECİ SOKAĞA ATILDI

Son birkaç gündür, daha önce senatonun “Oranienplatz’daki direniş çadırlarını yıkın, size kalacak yer vereceğiz daha sonra da oturum vereceğiz” yazılı sahte vaatlerin yazılı olduğu kağıdı imzalayen mültecilerin tamamı polis zoruyla sokağa atılıyor.

Continue reading


Leave a comment

OHLAUER OKULUNA ULTİMATOM VERİLDİ

Ultimatom genelde savaş ortamlarında kullanılan bir kavram. Bizim bildiğimize göre şu anda Kobane’de faşist saldırılar ve ultimatomların bu faşist saldırılara karşı verilmesi gerekirken, Almanya’da DGB sendikasının tepesindeki bürokratlar bize ultimatom veriyorlar. Ya devletin çeşitli kurumları, mülteci grevi hareketine karşı sık bir biçimde ultimatom veriyorlar.

Daha önce binlerce polisle yapılan boşaltma operasyonunda yaşanan direniş sayesinde okulun içinde olan kırkbeş insanın okuldan dışarı atılmayacağı ve Ohlauer okulunun Enternasyonal Mülteci Merkezi yapılmasına izin verileceği yönünde belediye ile bir anlaşma imzalamıştık. İki gün önce Ohlauer okulunun iç kapısına belediyeden bir ultimatom kağıdı yapıştırıldığını gördük. Bu ultimatomda, Ohlauer okulunun içindekilerin, bu ay soruna kadar okulu boşaltması talimatı var. Kayıtları Berlin’de olmayan mültecilere geçici olarak konaklayacakları dört haftalığına bir yer vereceklerini yazmışlar.

Bir kere daha genel ve yerel yöneticiler mülteci hareketini sokağa atma ve direnişi tasfiye etme taktiğini uygulamaya koydular. Aynı taktik, Oranienplatz’ın boşaltılması operasyonunda, Gürtel caddesindeki evin boşaltılması sırasında ve diğer direniş yerlerinin boşaltılması operasyonları sırasında uygulanmıştı.

Continue reading


Leave a comment

YEŞİL PARTİNİN GENEL MERKEZİNİ İŞGAL ETTİK

Bugün Almanya parlementosundan bir yasa geçti. Bu yasaya göre “güvenli bölgeler” olarak ilan edilen Sırbisten, Makedonya ve Bosnahersek’ten gelen mülteciler sınırdışı edilecek. Bu yasanın geçmesi için Yeşil Partinin onayı gerekiyordu. Yeşil Partiden beklenen onay Wüttenberg eyaletindeki Yeşil Partiden geldi.

Yasa parlementoda görüşülürken biz de parlementonun önünde eylem yaptık. Yeşil Partinin diğer eyaletlerdeki kolları yasaya karşı görüş belirttiler ancak Wüttenberg eyaletindekilerin onayı yasanın geçmesi için yeterliydi. Continue reading


Leave a comment

GÜRTEL’DE POLİS ÇEMBERİ DARALTIYOR

Gürtel caddesinde, dokuz gündür boşaltılmak istenilen apartmanın çatısını işgal eden mülteci direnişine destek vemek için bu sokakta gece gündüz bekleyenleri bugün polis dışarı attı. Sokakta günlerdir çatı direnişine desteklemek için çeşitli etkinliklerle bekleyen insanların rburada beklemeleri yasaklandı. Şu anda bekleyiş, sokağa yakın olan bir parkta devam ediyor.

Continue reading